Osmanlı döneminde Ramazan ayı, ibadetin yanında; sosyal yardımlaşma, dayanışma ve eğlenceyle iç içe geçmiş bir zaman dilimi olarak yaşanırdı. Osmanlı’dan günümüze Ramazan’ın ruhu korunarak devam etse de, şehirleşme, teknoloji ve sosyal hayatın değişmesiyle birlikte uygulamalar da zamanla evrildi. Bu gelenekler zamanla değişse de Ramazan ayı, toplumsal dayanışmayı ve birlikteliği güçlendiren özel bir dönem olmaya devam ediyor.
İlk oruç hediyesi
İlk defa oruç tutan çocuklara küçü hediyeler vermek, onları oruca teşvik eden ve Ramazan'ın manevi ruhunu sevdiren güzel bir gelenek.
Paylaşılan iftar sofraları
Osmanlı'da konaklarda verilen iftar davetleri günümüzde yerini belediyeler ve vakıfların kurduğu iftar çadırlarına bıraktı.
Diş kirası geleneği
Ramazan'da gelen iftar misafirlerine sadece yemek ikram edilmez, ayrıca "diş kirası" adı altında hediyeler de verilirdi.
Top atışıyla vakit duyurusu
İftar ve sahur vakitlerini duyurmak için surlardan veya belirli tepelerden top atışı yapılır, böylece halk oruç açma ve sahura kalkma saatlerini kolayca öğrenirdi.
Ramazan eğlenceleri
Ramazan akşamları, meddah gösterileri, Karagöz-Hacivat oyunları, orta oyunları ve fasıl eğlenceleriyle mahallelerde ve saray çevresinde coşkulu bir şekilde kutlanırdı.
Ramazan'ı aydınlatan mahyalar
Osmanlı'da camiler arasına asılan ışıklı yazılar Ramazan'ın gelişini müjdelerdi, büyük camilerde bu gelenek sürdürülüyor.