İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Dijital Deneyim Merkezi (DDM), sanatı dijital olanaklarla yeniden yorumlayarak İstanbul’a benzersiz, çok duyulu ve etkileşimli bir kültür sanat deneyimi sunuyor. Açıldığı ilk haftada 10 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak büyük ilgi gören “Düşler Zamanı: Japonya” sergisi, izleyicilerini Japon sanatının zengin estetik mirasında çok katmanlı bir keşfe davet ediyor; her bir adımda izleyici, görsel, işitsel ve mekânsal öğelerle birleşen eşsiz bir deneyimin parçası oluyor.
Düşler Zamanı: Japonya sergisinde ziyaretçiler, doğa betimlemelerinden mitolojik anlatılara, ikonik eserlerden sahne sanatlarının görsel dünyasına uzanan bu kapsamlı içerikte yalnızca izleyici değil, deneyimin aktif bir parçası hâline geliyor. Sergide yer alan sanatçılar Barış Kabalak, Çağatay Güçlü, Danny Rose Studio, DECOL, Fuat Genç, Hakan Yılmaz, Özde Karadağ, Süleyman Yılmaz ve Umur Burak’ın eserleri ile ziyaretçiler Japon sanatının zenginliğini ve çok katmanlı estetiği ile İstanbul’da buluşuyor.
20 Mart’ta kapılarını açan serginin resmi açılış töreninde sergide yer alan eserler dışında sahnelenen özel performanslar, Japon kültürünün iki kadim sanat disiplinini bir araya getirdi.
Performansa, Japon kaligrafisi ve semboloji alanında 30 yılı aşkın süredir çalışan sanatçı HAKKAİ eşlik etti. “Fude-Samuray” lakabıyla tanınan sanatçı, davulların ritmi eşliğinde serginin temasını kaligrafik bir yorumla kâğıda aktararak izleyicilere müzik ve görsel sanatların eş zamanlı üretimine tanıklık etme imkânı sundu.
.
Düşler Zamanı: Japonya Sergi İçerikleri Hakkında:
Dijital Oda
Dijital Oda, ziyaretçileri Dijital Deneyim Merkezi’nin büyüleyici dünyasına davet eden ilk durak. Etkileşimli ekranlar, sensörler ve projeksiyon sistemleriyle donatılan bu alan, yenilikçi teknolojiler aracılığıyla tematik içerikler sunuyor. Oyunlaştırılmış öğrenme deneyimiyle ziyaretçileri keşfe teşvik eden Dijital Oda, aynı zamanda merkezin diğer bölümlerine hazırlık niteliği taşıyor.
Düşler Zamanı: Japonya sergisinde ziyaretçiler, Japon sanatının yüzyıllara yayılan estetik dünyasına çok duyulu bir giriş yapar; ilk durak olan Dijital Oda’da Yōkai anlatılarından Wamon desenlerine, Tōgei’nin form estetiğinden Ukiyo-e’nin “akan dünya”sına uzanan seçili örnekler etkileşimli medya uygulamalarıyla buluşur.
Sanal Gerçeklik Odası
“Yüzen Dünya”, Japon sanatının geçicilik, doğa ve içsel denge anlayışından doğan estetik evrenini, ziyaretçinin içinde dolaşabileceği çok duyulu bir yolculuğa dönüştürür. Ukiyo-e’nin “yüzen dünya” fikri; motifler, figürler ve ruh anlatıları üzerinden yalnızca bir görsel repertuar değil, aynı zamanda bir bakış disiplini sunar: yavaşlamak, odaklanmak, azla çoğu hissetmek.
Bu sergi önerisi, Japon sanatının Avrupa’da yarattığı kolektif hayali yeniden kurarken, anlatının merkezine zen yaklaşımını yerleştirir. Ziyaretçi ses, ışık, hareket ve boşluk aracılığıyla imgelerin ardındaki düşünceyle karşılaşır; böylece karşılaşma bir tema değil, bir zihin hâli olarak deneyimlenir.
Sürükleyici Deneyim Odası
Sürükleyici deneyim, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan Ukiyo-e ustalarının başyapıtları eşliğinde, düşünsel ve çok duyulu bir yolculuğa dönüşüyor. Yaklaşık otuz dakika boyunca ziyaretçi, kolektif hayal gücünün Japonya’sına—geişaların, samurayların ve ruhların Japonya’sına—çekiliyor; artık var olmayan ama hâlâ büyüleyen bir dünyanın izlerini sürüyor. Anlatı doğayla açılıyor; manzaralar ve kiraz çiçeğinin geçici güzelliği, Yōkai’lerin dolaştığı büyülü bir ormana dönüşüyor. Ardından deniz yükseliyor; Hokusai’nin ikonik Büyük Dalgası her şeyi sararken Claude Debussy’nin La Mer’i eşlik ediyor. Geişalar paravanların ardından beliriyor; alacakaranlıkta fener gölgeleri Kabuki oyuncularını vurguluyor; samurayların savaşçı dansı ritmi yükseltiyor ve yolculuk, gece göğünde süzülen fenerlerle yeniden sakinleşiyor. Deneyim, Debussy’den Japon davullarına, Ryuichi Sakamoto’dan Hiroshi Yoshimura ve Takashi Yoshimatsu’ya uzanan müzik seçkisiyle tamamlanıyor; Hokusai, Utamaro, Kuniyoshi, Hiroshige, Yoshida Hiroshi, Kawase Hasui ve Tsuchiya Koitsu gibi ustalara ait 400’ü aşkın seçili eseri bir araya getiriyor.
Artırılmış Gerçeklik Odası
Bonsai Garden, Japon zen estetiğinin doğa, zaman ve dinginlik kavramları etrafında şekillenen düşünce dünyasını artırılmış gerçeklik aracılığıyla görünür kılan bir dijital yerleştirmedir. Su yüzeyleri, tapınak eşikleri ve bonsai ağaçlarıyla kurulan sahne, ziyaretçiyi Japon bahçe kültürünün sembolik mekânına taşıyan şiirsel bir peyzaj oluşturur.
Bonsai sanatı, doğanın uzun zaman ölçeklerini küçük bir form içinde yoğunlaştıran bir estetik anlayışı temsil eder. Her ağaç sabır, bakım ve süreklilikle şekillenen bir doğa modelidir. Bu çalışma, bonsai geleneğini dijital bir bağlama taşıyarak su, taş ve bitki motifleriyle kurulan minimal bir evren yaratır.
Dijital Koridor
Sinematik Rüyalar: Wabi – Sabi
Wabi – Sabi, Japon felsefesinde kusurlu, geçici ve eksik olanın güzelliğini takdir etmeye odaklanan bir dünya görüşüdür. Mükemmellik arayışından kaçınmayı, geçiciliği, asimetriyi, değişimi ve yaşanmışlığı estetik bir değer olarak görür.
Dijital Boyama
Japon Doğası
Japonya’nın doğal ve kültürel peyzajına ait seçilmiş unsurlar bitki örtüsü, su öğeleri, mimari yapılar ve gündelik yaşamdan sahneler aracılığıyla bir araya getirir.
İnteraktif Projektörler
Devinim
Japon doğası ve bahçe estetiğinden esinlenen görsel imgeler, ziyaretçilerin hareketlerine duyarlı ortam içinde bir araya gelir. Gerçek zamanlı olarak üretilen bu görsel ortam, insan bedeninin hareketlerini algılayarak dönüşen bir görüntü alanı oluşturur ve ziyaretçiyi bu akışkan görsel kompozisyonun bir parçası haline getirir.